| |
Cinsellik
Cinsellik, cinsel istek esas olarak bir içgüdü olup diğer içgüdüler gibi
merkezi sinir sisteminde Limbik sistem tarafından yönlendirilmektedir.
Kaplan'a göre, cinsel içgüdü çift yönlü bir mekanizmaya sahiptir. Örneğin,
güvenilir ve rahat bir ortam ile uygun cinsel stimulus ( çekici bir cinsel
partner, duygusal bir ortam, fiziksel temas, hoş müzik, v.s. ) bir kadında
cinsel isteği uyarırken, tersi bir ortam ya da uygun olmayan bir partner,
tam tersine cinsel isteğini etkileyebilmektedir. Cinsel istek, yaşam
zorlukları, ilişki de çatışmalar, ekonomik güçlükler, iş koşulları ve
evlenme, boşanma, çocuk sahibi olma, sevilen bir yakının kaybı gibi ciddi
yaşam değişikliklerinden zaman içerisinde olumsuz olarak
etkilenebilmektedir.
Normal nedir ?
Pek çok insan " normal " in ne olduğu sorusuyla ilgilenir ve ortalamaya
uymayan davranışı hatalı kabul eder.
Bireyin karşı cinsten biriyle ya da bir el çantası ile uyarılıyor olması bir
cinsel koşullandırma sonucudur. Her durumda " ortalama " davranış ve "
ortalama " ahlaki değerler herkes için geçerli olmayabilir. Daha yalnızca 50
yıl önce pek çok kişi mastürbasyonun hem zararlı hem de günah olduğuna
inanmaktaydı. Bugün ise çok sayıda insan bunun zevk verici ve normal
olduğuna inanmaktadır.
Cinsellik öylesine bireysel bir konudur ki, iki kişi kalıcı bir ilişki için
bir araya geldiklerinde tercihlerinde ve davranışlarında önemli farklılıklar
olabilmesi şaşırtıcı değildir. Evlendikten sonra ya da tesadüfen keşfedilir.
Transvestiler ve fetişistler genellikle böyle ortaya çıkar ve bu durum ağır
incinmelere ve öfkeye yol açabilir. Örneğin bazı kadınlar partnerlerinin
dolaplarında bir jartiyer bulup onunla ilgili başka bir kadın düşündüklerini
bildirmişlerdir. İlişkinin başında küçük farklılıklar giderilebilir, ancak
partnerlerden biri diğeri için önemli olan cinsel eylemle katılmak
istemediği zaman öfkelenme ve çatışmalar ortaya çıkar. Bu durumda çiftin
birbirinden uzaklaşması, kendilerine ait ve genellikle yalnız cinsel
dünyalarına dönmesi gibi üzücü sonuçlar ortaya çıkabilir. Seks
terapistlerinin çiftleri cinsel eylemlerini ve fantezilerini paylaşmaya ikna
edebilmeleri için çok zaman harcamaları gerekebilir.
Uygulamada, bir birlikteliği sürdürmek amacıyla işbirliği yapan çiftler
cinsellikleri konusunda da işbirliği yapabilirler. Modası geçmiş ölçütlerin
katı bir şekilde uygulanmasının yol açtığı sorunlarda, davranış kalıplarının
nesilden nesile değiştiği hatırlanmalıdır.
Gelecekte neyin "normal" olarak kabul edileceğini görmek ilginç olabilir.
AIDS yayılmaya devam ettikçe, monogami (tekeşlilik) ve mastürbasyon önem
kazanacak gibi görünmektedir. Batı toplumu partnerin onuru, özgürlüğü,
sağlığı zedelenmedikçe kişinin hoşlandığı davranışlarda bulunma hakkına
sahip olması gerektiğini savunarak bir cinsel özgürlük çağında yaşamaktadır.
Bir başka seçenek, sekse hayır demek. Cinsel eğilimleri olmayan insanlar
nadirdir, ancak kişinin kendi seçimiyse cinselliğin yaşanmadığı bir durumun
mutlu bir seçenek olmadığını ileri sürmek için bir neden yoktur.
Cinsellikle ilgili araştırmalar
1938 - 1852 yılları arasında ilk cinsel davranış biçimleri ile ilgili
araştırmalar yapan Kinsey ve arkadaşları, istatistiklerini yayınladıklarında
bilim dünyasında ve toplumda büyük yankı uyandırdılar. O güne kadar hiçbir
sistematik ve kapsamlı yayın yoktu ve tabuların arkasında " Bilinmeyen "
olarak kalan " Cinsellik ", ilk kez sosyolojik bir boyut kazanarak bilimsel
ölçütler içinde araştırılabilir ve en önemlisi incelenebilir duruma
dönüşüyordu.
1954 yılında Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başlatılan,
"İnsandaki cinsel tepkinin anatomisi ve fizyolojisi" W.H.Masters ve V.E.Johnson
tarafından 10 yılda tamamlanan araştırma 1966'da "İnsanda Cinsel Davranış"
adlı bir kitapta yayınlandı. Bugünkü cinsellik ve fizyolojisi ile ilgili
bilimsel bilgilerin temelin bu çalışmalar oluşturulmuştur.
Masters ve Johnson, insan cinselliğini ilk kez laboratuar ortamında
incelemişler, yüzlerce gönüllü kadın ve erkek üzerinde, deneklerin cinsel
uyaranlara verdikleri yanıtları doğrudan gözlemişlerdir.
Son 20 yılda gelişen teknoloji, kadın erkek cinsel davranışının
fizyolojisini, merkezi sinir sistemi, endokrin (hormonal) sistem ile,
nörokimyasal, nörofizyolojik ve psikolojik süreçlerin karşılıklı etkileşimi
ile karakterize olmuş, kompleks bir davranış örüntüsü olduğunu ortaya
koymuştur. Sağlıklı ve doyumlu bir cinsel yaşam ancak bu süreçlerin tümünün
tam olarak işlev görmesi ile oluşabilir.
Aşk nedir?
Cinsel çekicilik
Ön sevişme
Uyarım bölgeleri
Tensel temas
Cinsellikte heyecan duymanın yöntemleri |
|