| |
Amniyosentez
Amniyosentez ultrasonografi eşliğinde bebeğin içinde bulunduğu sıvıdan örnek
alınması için yapılan bir işlemdir. Genellikle 4 ayda kromozom tayini
amacıyla uygulanmakla beraber, aynı amaçla 3 ayda da yapılabilir(erken
amniyosentez) veya son aylarda bebeğin akciğer olgunlaşmasını araştırmak
için de yapılabilir. İşlem olarak ultrasonografi eşliğinde steril koşullarda
lokal anestezi ile iğnenin batırılacağı bölge uyuşturulur. En uygun bölgeye
iğne ile girilerek yeterli miktarda sıvı elde edilir. Bu işlem sonunda
oluşabilecek problemler :
 |
Erken sıvı gelmesi
|
 |
Kanama
|
 |
Erken Doğum tehdidi veya düşük
|
 |
Amniyos zarlarının iltihaplanmasıdır.
|
Bu problemlerin ortaya çıkma olasılığı 4 ayda yapılan genetik amniyosentez
için % 0.5 - 1 civarındadır.
Bebeklerin %2-4'ü çeşitli anomalilerle doğarlar. Bunların oluşumunda genetik
kusurların rolü çok büyüktür. Genetik hastalıklar için kalıcı bir tedavi
yöntemi henüz olmadığından bu hastalıkların erken tanısı ve anne ve baba
adayının kararıyla bebek "kritik" sınıra ulaşmadan gebeliğin sonlandırılması
çok önemlidir. Bu amaca yönelik kullanılan çok sayıda yöntem vardır ve anne
adayında invaziv girişim gerektiren prenatal (doğum öncesi) tanı yöntemleri
arasında en sık kullanılan yöntem amniosentezdir.
Amniosentez en sık ileri anne yaşı olan anne adaylarının bebeklerinin
kromozom anomalisi açısından değerlendirilmesinde ve üçlü testte risk
saptandığı durumlarda kesin tanı amacıyla kullanılır.
Amniosentez (AS) nedir?
Amniosentez
(AS) anne adayının karın cildinden girilen bir iğneyle uterusa ve buradan da
bebeğin içinde yüzdüğü amnios sıvısına ulaşılması ve buradan sıvı alınması
işlemine verilen isimdir. AS ağır polihidramnios (bebeğin sıvısının
normalden fazla olması) gibi durumlarda anne adayını rahatlatmak için tedavi
amaçlı kullanılabileceği gibi, bebekte kromozom anomalisi araştırması, NTD (nöral
tüp defekti) araştırması, ya da bebeğin akciğer olgunlaşmasının
araştırılması gibi nedenlerle tanı amaçlı da kullanılabilir.
Hangi durumlarda uygulanır?
Günümüzde amniosentez en sık tanı amaçlı olarak uygulanmaktadır. Bu
uygulamalarla sitogenetik tanı (kromozom anomalisi araştırması), bebeğe ait
metabolik hastalıkların tanısı, bebekte nöral tüp defektlerinin tanısı
(amnios sıvısında alfafetoprotein ve gerektiğinde asetilkolinesteraz
ölçümü), kan grubu uyuşmazlığında bebeğin etkilenme derecesinin belirlenmesi
(sıvıda delta OD450 adlı maddenin ölçülmesi), bebeğin akciğerlerinin
olgunlaşıp olgunlaşmadığının belirlenmesi (amnios sıvısında L/S (Lesitin/Sfingomiyelin)
oranının ya da PG (fosfatidilgliserol) miktarının belirlenmesi) ve daha bir
çok durumun tanısı mümkündür. Genetik biliminin gelişmesiyle günümüzde
bebekte yalnızca bariz kromozom anomalileri değil, tek gen kusurlarına bağlı
hastalıklar da tanınabilmektedir ve tanınabilen tek gen hastalıklarının
sayısı da giderek artmaktadır.
Aşağıdaki durumlarda bebeğin kromozom anomalili ya da AS ile saptanabilen
bir hastalığı olma riski yüksektir ve bu anne adaylarına AS önerilir:
 |
35 yaş ve daha üstü anne adayları: yaş AS için
kesin bir neden teşkil etmez ve direkt AS yerine ultrason bulgularıyla
beraber üçlü test değerlendirmesi de bir alternatiftir.
|
 |
Daha
önce kromozom anomalili olan bir bebek doğurmuş olmak.
(Resimde Trizomi 21 (Down sendromlu) bir bebek
görülmektedir.)
|
 |
Anne ya da baba adayında dengeli translokasyon
taşıyıcılığı ya da diğer yapısal kromozom kusurlarının olduğunun
bilinmesi.
|
 |
Yakın akrabalardan birinde kromozom anomalisi (Down
sendromu gibi) varlığı.
|
 |
Anne ve babada kalıtsal hastalıklar: Bazı kan ya da
metabolizma hastalıkları kalıtsal olarak nesilden nesile geçer. Bu geçiş
sonucu aileye yeni katılan bireyde hastalık belirtileri ortaya
çıkabileceği gibi, birey ömür boyu taşıyıcı olarak da kalabilir. Taşıyıcı
birey aynı hastalığı taşıyan biriyle evlilik yaptığında çocuklarında da
yine ya hastalık ya da taşıyıcılık meydana gelir ve hastalığın aktarımı bu
şekilde devam eder.
Özellikle akraba evliliklerinde hem anne hem de baba adayı genetik
benzerlikler nedeniyle aynı hastalığı taşıma olasılıkları arttığından,
bebeklerinde bu tür hastalıkların ortaya çıkma riski de artar. Ancak
akraba evliliği yine de direkt AS uygulanması için bir neden teşkil etmez.
Hem anne, hem de baba adayının belli bir hastalığı taşıdıkları
biliniyorsa, ya da anne veya babadan birinin kalıtsal olduğu bilinen bir
hastalığı varsa (dikkat: taşıyıcılık ile hastalık birbirinden farklıdır!)
AS ile bebeğin incelenmesi gerekir. Ancak klasik sitogenetik inceleme bu
hastalıkların tanısı için yeterli değildir ve tanısı konulmak istenen
hastalığa göre eğer varsa özel teknikler kullanılır. Bu özel tekniklerle
tanınabilen kalıtsal hastalıkların sayısı her geçen gün artmaktadır.
|
 |
Daha önce NTD'li bebek doğurma öyküsü ya da anne
veya baba adayında NTD olması: (NTD:nöral tüp defekti yani anensefali
(bebeğin beyninin gelişmemesi ve spina bifida (omurgada bir açıklık ve
buradan sinir dokusunun dışarı çıkması)
|
 |
Üçlü testte risk saptanması: üçlü testte Down
sendromu riski yüksek olduğunda (1/200-bazı ekollerde 1/270) bebeğin
kromozom analizi için, NTD riski yüksek çıktığında ise amnios sıvısında
AFP ya da asetilkolinesteraz aktivitesi değerlendirmesi için AS önerilir.
|
 |
Rutin ya da ayrıntılı ultrasonda bebekte anomali
saptanması: Bebekte saptanan anomali(ler) sıklıkla (yaklaşık %30 oranında)
kromozom anomalisiyle beraber olduklarından AS önerilir. Gebelik haftası
AS'ye uygun değilse (18. haftayı geçen gebelik), KS (kordosentez)
yöntemiyle bebekten alınan kanda inceleme yapılabilir.
|
 |
Anne adayının daha önce anomalili bebek doğurmuş
olması: Bu anomalili doğan bebeğin kromozom analizi yapılmış olmasa da
tekrarlama riski olduğundan AS önerilir.
|
 |
X kromozomuna bağlı kalıtsal hastalık riski
olanlarda bebeğin cinsiyetinin belirlenmesi: bu tip kalıtsal hastalıklarda
bebeğin erkek olması hastalanacağının belirtisi olduğundan erken gebelikte
bebeğin cinsiyetinin belirlenmesi ve erkek olması durumunda gebeliğin
sonlandırılması yönünde karar verilebilmesi için AS önerilir (Duchenne
muskuler distrofi ve klasik hemofili gibi erkek cinsiyette ortaya çıkan
hastalıkların ise özel yöntemlerle özgün tanısı mümkündür).
|
 |
Tekrarlayan düşükler: tekrarlayan iki ya da üç
düşük sonrası doğan bebeklerde kromozom anomalilerine nispeten sık
rastlanmaktadır. Kesin bir neden teşkil etmemekle beraber bu durumlarda AS
ile bebeğin kromozom anomalisi açısından değerlendirilmesi uygun olabilir.
|
Amniosentez ne zaman uygulanır?
AS günümüzde en sık kromozom anomalisi ve diğer anomalilerin tanısının
konmasında uygulanır ve bu nedenle aşağıda bu yöntem anlatılacaktır. Tedavi
için yapılan uygulamaların teknik açıdan tek farkı gebeliğin herhangi bir
döneminde uygulanabilmeleridir.
Tanı amaçlı AS genellikle 16.-18. gebelik haftaları arasında uygulanır.
Ancak son zamanlarda 15. gebelik haftasından önce de amniosentez uygulanmaya
başlanmıştır
Tanı amaçlı AS'nin bu gebelik haftaları arasında uygulanmasının ve daha
ileri gebelik haftalarında uygun olmamasının nedeni sonucun genetik
laboratuarından genellikle 3-4 hafta gibi uzun bir süre içerisinde
bildirilebilmesidir. Zira alınan sıvı içinde bulunan fetusa ait az sayıda
hücrenin kültür yapılarak incelenebilecek sayıya ulaşması için bu zaman
gereklidir. Bu durumda laboratuardan genetik hastalık tanısı geldiğinde
gebelik de 3-4 hafta ilerlemiş olmaktadır. Belirtilen gebelik haftalarında
uygulanan AS'de bu durum problem teşkil etmemekle beraber daha büyük
haftalarda AS yapıldığında ve genetik anomali belirlendiğinde gebeliğin
sonlandırılması hem tıbbi açıdan hem de kanuni açıdan çeşitli problemler
yaratabilmektedir. Bu yüzden daha ileri gebelik haftalarında genetik tanı
gerektiğinde 48 saatte sonuç veren kordosentez (KS) tercih edilir.
Son zamanlarda doku ve hücre kültürü tekniklerinin gelişmesi bu süreyi 1-2
haftaya kadar indirmiştir. Ancak bu laboratuar donanımı henüz yaygın
olmadığından AS için belirlenen sınırlar halen geçerlidir.
AS nasıl uygulanır?
Anne adayına ayrıntılı bir ultrason yapıldıktan ve bebeğin uterus içindeki
haritası çıkarıldıktan sonra karın cildi antiseptik maddeyle silinir.
Ulltrason eşliğinde işleme uygun incelikte iğne (genellikle spinal
anestezide kullanılan iğneler tercih edilir) karnın uygun bir yerinden
girilerek uterusa ve buradan da amnios sıvısının bulunduğu uterus boşluğuna
ulaşılır. Enjektör yardımıyla çekilen amnios sıvısının ilk 0.5 mililitrelik
kısmı atılarak yeterli miktarda sıvı çekilir. Tekrar bir ultrason
değerlendirmesi yapıldıktan sonra iğne yerinden çıkarılır ve işleme son
verilir. Alınan amnios sıvısı materyali oda sıcaklığında laboratuara teslim
edilir.
Genetik amaçlı AS'de ortalama 20 mililitre sıvı alınır.(30ccye kadar) Bu
miktar 16. gebelik haftasında olan bir bebeğin toplam amnios sıvısı
miktarının %10'una tekabül eder. Bebeğin 3 saat içerisinde bu alınan sıvıyı
tümüyle yerine koyduğu tahmin edilmektedir.
Amnios sıvısı bebeğin cilt, solunum sistemi, sindirim sistemi, idrar
boşaltım sisteminden dökülen hücrelerin olduğu bir sıvıdır. Bu hücreler
kültür ortamında çoğaltılarak sitogenetik analiz (kromozom haritası), enzim
ve DNA analizi için kullanılır. Sıvının kendisi ise AFP ve
asetilkolinesteraz (ACE) gibi maddelerin ölçümü için kullanılır. ACE ölçümü
özellikle amnios sıvısında AFP yüksek bulunduğunda yüksekliği doğrulamak
için çok değerli bir yöntemdir.
AS'nin ne gibi riskleri vardır?
AS ilk geliştirildiği günlerde henüz ultrasonografi gibi hassas görüntüleme
yöntemleri olmadığından "körlemesine" uygulanmakta ve çeşitli istenmeyen
durumların oluşmasına neden olmaktaydı. Günümüzde bu durumlar azalmış
olmakla beraber her invaziv (vücudun "bütünlüğünü" bozarak yapılan) işlemde
olduğu gibi çeşitli riskler söz konusu olabilmektedir.
İşlem yapılırken en sık oluşan istenmeyen durum iğnenin girmesiyle amnios
zarının uterusa bağlı olduğu yerden ayrılması ve zarın iğnenin üstünde
"çadırlaşarak" sıvının içine girmeye müsaade etmemesidir. Tecrübeli bir
operatör bu durumla kolaylıkla başa çıkabilirken amnios zarının uterus
duvarından geniş bir alanda ayrılması durumunda işlemi 1-2 hafta sonrasına
ertelemek gerekebilir.
Ultrasonun olmadığı dönemlerde "körlemesine" yapılan AS uygulamalarında
enjektöre sıvı gelmemesi durumunda iğne yerinden çıkarılıp başka bir yerden
tekrar batırılmakta, yani bir işlemde çok sayıda giriş yapma durumunda
kalınmaktaydı. Çok sayıda giriş bebeğin işleme bağlı ölme riskini artıran
bir durumdur, ancak günümüzde özellikle ikiden fazla giriş gerektiren
durumlar ender olarak görülmektedir.
Bebeğin işleme bağlı yaralanma riski de günümüzde rutin olarak ultrason
yardımıyla yapılan AS'lerde oldukça azalmıştır. Ultrasonsuz dönemlerde
bebeğin her türlü organında iğne batması sonucu yaralanmalar
oluşabilmekteyken, günümüzde bunların sayısı çok azalmıştır. Meydana gelen
yaralanmaların büyük kısmı bebeğin cildine iğne batması gibi zararsız
sayılabilecek yaralanmalardır.
İşleme bağlı olarak annenin dolaşımına değişen miktarlarda kan hücresi
geçişi olmaktadır. Bu durum genellikle bir problem yaratmaz. Ancak anne
adayıyla baba adayı arasında Rh uygunsuzluğu olduğu durumlarda bebeğin kan
grubu da pozitifse problem yaratabilir. Bu durumda daha önceden Rh pozitif
bir kan hücresiyle karşılaşmamış olan anne adayı savunma sistemi bu
hücrelere karşı antikor üretmeye başlar, yani sensitize olur (duyarlılaşır).
Bu, mevcut olan bir gebelikte bir problem yaratmamasına karşın sonraki
gebeliklerde anne adayı tekrar Rh (+) kanla karşılaştığında daha önceden
sensitize olup hazırlandığı için çok daha hızlı tepki göstererek bebeğin kan
hücrelerinin parçalanmasına neden olabilir. Bu yüzden işlem sonrası anne
adayına bir doz Rh immunglobulin (Rhogam) uygulanır.
Bebeğin işlem esnasında aniden ölmesi de nadir görülen bir durumdur. Bunun
işlemin bebekte yarattığı "stresin" nörolojik yolla kalbin durmasına bağlı
olduğu düşünülmektedir.
İşleme bağlı olarak amnios sıvısında enfeksiyon meydana gelme riski de
aseptik (steril, yani bakterilerden arındırılmış) şartlar mevcut olduğunda
ve kurallara uyulduğunda oldukça düşüktür. Ancak ikinci trimesterde amnios
sıvısının savunma mekanizmaları henüz az gelişmiş olması nedeniyle
enfeksiyonlar ağır seyredebilir.
Genetik tanı amacıyla yapılan amniosentez sonrası yaklaşık %1-2 anne
adayında "su gelmesi" şeklinde yakınmalar olmaktadır. Bu durum genellikle 48
saat içinde kendiliğinden iyileşir.
AS uygulanan anne adayının enfeksiyon bulguları (ağrı, ateş, akıntı gibi),
kanama, su gelmesi gibi bulguları doktoruna mutlaka haber vermesi gerekir.
İstirahat mutlak zorunlu değildir ancak bedeni zorlayan işler yapılmamalı ve
cinsel ilişkiye 3 gün ara verilmelidir.
Bebeğin işleme bağlı kaybedilme oranını belirlemek güçtür. Zira bebeklerin
bir kısmı AS uygulanmasa da başka nedenlere bağlı olarak ölebilmektedir. Bu
konuyu aydınlatmak için yapılan bir çalışmada AS yapılmamış anne adaylarının
bebeklerinin ölme oranı %3, AS yapılan anne adaylarının ise %3.2 olduğu,
yani AS'nin bebeğin ölme riskini çok az artırdığı belirlenmiştir.
Amnios sıvısı embolisi (amnios sıvısının kana geçmesi ve akciğer ana
atardamarını tıkamasıyla meydana gelen çok ciddi bir durum) gibi durumlar
ise çok nadiren meydana gelebilir.
Çoğul gebeliklerde amniosentez mümkünmüdür?
Bir zamanlar çoğul gebeliklerde amniosentez uygulaması sakıncalı olarak
görülürken günümüzde artık böyle değildir. Çoğul gebeliklerde bebeklerin
ultrason ile ayrıntılı olarak üç boyuttaki yerleri iyi bilinmeli ve sıvının
iki (ya da daha çok sayıda) bebekten ayrı ayrı alındığından emin
olunmalıdır. Bu amaçla ilk bebeğin AS işlemi tamamlandıktan sonra aynı
iğneden bu keseye bebeğe ve anne adayına zararı olmayan indigokarmen adlı
boya verilir. İkinci bebeğin amniosentezi yapılırken gelen sıvının boyalı
olması yanlış kesede olunduğuna işaret eder ve yeni bir deneme yapılır.
Gelen sıvının berrak olması durumunda sıvının diğer bebekten alındığından
kesinlikle emin olunur. Monoamniotik (tek keseli) ikizlerde ise bu ayrım
mümkün olmadığından birbirinden oldukça uzak iki nokta seçilerek her iki
bebeğe ait hücreler elde edilmeye çalışılır.
AS sonuçları nasıl raporlanır?
Sitogenetik
analizle bebeğin kromozomlarının sayısal anomalisi olup olmadığı ve belirgin
yapısal bozukluk olup olmadığı belirlenir. (resimde hücrenin kromozomları,
henüz haritalanma yapılmadan önceki dağınık hallerinde görülmektedir.)
AS yapıldıktan sonra laboratuardan bebeğin kromozomlarının normal olduğunu
belirten ve cinsiyetinin de bildirildiği bir rapor gelir (46 XX-kız bebek;
46 XY-erkek bebek gibi). "Normal" olarak gelen bu rapor bebekte yapısal
doğumsal anomaliler, mikrodelesyon ve mikroduplikasyon gibi minimal kromozom
kusurlarını ve özel teknik gerektiren frajil X sendromu gibi hastalıkların
olmadığını gösteremez.

Yukarıda kromozom haritası sonrası erkek bir bebeğin 46XY
şeklindeki kromozomları görülmektedir.
Tek gen
hastalıklarının tayini için özel bir teknik kullanılmamışsa, kromozomların
mikrodelesyon ya da duplikasyon gibi nadir görülen anormalliklerini
belirlemek için özel bir teknik kullanılmamışsa, AFP ya da ACE gibi maddeler
ölçülmemişse, enzim tayini yapılmamışsa gelen bilgiler yanlızca yukarıdaki
gibi olur. Frajil X sendromu (erkek çocuklarında önemli bir zeka geriliği
nedeni olan bir kromozom anomalisi) da ancak özel kültürlerde gözlenebilir.
Bebekte bir kromozom anomalisi belirlenmişse laboratuar bu durumu bildiren
bir rapor hazırlar (Trizomi 21 (Down sendromu); 45 X0-Turner sendromu gibi).
Laboratuar rutin sitogenetik analiz dışında özel bir inceleme gerektiren
durumlar için önceden haberdar edildiğinde bu özel teknikleri uygulayarak
sonuç bildirir. Özel teknik kullanılacak durumların ise anne ve baba
adayında belli bir hastalık için risk faktörlerinin varlığına bağlıdır ve AS
uygulayan doktor tarafından laboratuara özel istek olarak bildirilir.
AS sonuçları güvenlimidir?
Normal çıkan bir kromozom analizinin hatalı olma payı çok çok düşüktür.
Anormal bir durum oluştuğunda gerekli görüldüğünde KS (kordosentez) gibi bir
yöntemle bu sefer bebekten kan örneği alınarak anormal durumun doğrulanması
gerekebilir.Tanıda problem yaratanlar kromozomlarda inversiyon,
translokasyon, ya da mozaik gibi anormal durumlardır. Bunlar saptandığında
doğacak bebeğin bundan nasıl etkileneceğinin önceden belirlenmesi mümkün
olmayabilir. Anne ve baba adaylarından birinde aynı tip bozukluk varsa ve
normalse, bebekleri de büyük olasılıkla normal olacaktır. |
|